Merhaba Mavi Dünya

Merhaba Mavi Dünya, ben Tuna.

Sabah 8 – akşam 6 çalışan, sıradan bir hayata sahip olan sıradan biriyim aslında ama kendimi farklı hissettiğim bazı yönlerim de var. Mesela toplum düzeninin bizi içine soktuğu daha çok çalış, daha çok satın al, daha çok tüket anlayışı hiçbir zaman bana göre olmadı. Ben hep yettiği kadar çalış, yettiği kadar kazan, yettiği kadar tüket’çi oldum.  Ve bir doğa aşığı olarak her fırsatta gezdim; biriktirdiğim her paramı son kuruşuna kadar gezip görmeye, yeni insanlar tanımaya, yeni şeyler tatmaya harcadım. 5 yıldızlı bir otelde tatil yapmaktansa çadırda kalma fikri bana hep daha cazip geldi. Ya da Michelin yıldızlı bir restaurant’da aylar öncesinden rezervasyon yaptırıp sonunda aç kalma ihtimalindense, anne eli değmiş ev yemeklerini yemeyi tercih ettim her zaman.

Kariyer hırslarım da olmadı hiç. Bir iletişim fakültesi mezunu olarak İstanbul’a yerleşip kariyer basamaklarını hızla tırmanmaktansa, oranın yoğunluğundan uzak kalıp İzmir’de daha sade bir işte çalışmayı ama içinde daha huzurlu olacağım bir hayatı tercih ettim. Ve hayat benden almaktansa bana iyi şeyler verdi hep, ödüllendirdi beni. Şimdi bir kere daha ödüllendirildiğimi hissediyorum. Hayat bana denizde bir yaşam sunuyor. Belki ilk etapta full-time değil, ama her fırsatta.

Temel Seviye Yelken EgitimiTemel seviye yelken eğitiminde yeni dostlarımızla birlikte

Hayalden Gerçeğe; Denizde Yaşam

Denizde yaşamanın her zaman hayalini kurmuş fakat hiçbir zaman gerçekleşeceğini düşünmemiştim oysa. Sanki yaşlanınca kendi kendime “gençken hep bir teknem olsun isterdim ama kısmet işte, olmadı…” diyecektim. Böyle hissetmemin sebebi belki maddi gerekçeler, belki şehir yaşamına ne kadar istesem de veda edemeyeceğimi düşünmem, belki de böyle gelmiş böyle gider döngüsünün dışına çıkabileceğimi sanmamam olabilir. Ama bunların hepsini aştım ve bizim bir yelkenlimiz oluyor sonunda. 

Her şey bir hayalle başlamıştı. Bu hayali gerçekliğe taşımak için ilk adımı atıp gerekli yelken eğitimlerimizi aldık, sonunda da ikinci el bir tekne sahibi olduk; tam tanımlamak gerekirse o bir Jeanneau Sun Odyssey 45.2

İkinci el almamızın sebebi tabi ki maddi konulardan da kaynaklı, ama esas sebebi bu tekneyi görür görmez ona âşık olmamız. Eşim Fırat’la birlikte uzun süre tekneleri araştırdık. Online sitelerden satılık teknelere bakarak geçen günler; tekne sahipleri, broker ve charter firmalarının temsilcileri ile yapılan uzun görüşmeler, gezilen tekne fuarları ve marinalar sonucu, önce Fırat bir Marmaris seyahatinde karşısına çıkan bu tekneye gönlünü kaptırdı, sonrasında da benim kaptırmama vesile oldu.  Beni nasıl sesi titreyerek aradığını, heyecanını, “Tuna, bulduk galiba” dediğini unutamıyorum. Bense ilk etapta teknenin boyutunun ve fiyatının bizim düşündüğümüzün üstünde olduğunu söylemiştim ona. Sonrasında olaylar birbirini takip etti ve biz bu tekneyi ne yapıp edip almaya karar verdik. Teknemiz şu an karaya çekilmiş durumda ve kışlık bakımları yapılıyor. Çok kısa bir süre sonra o denizlere, biz de ona ve özlemini çektiğimiz denizde yaşama ve mavi dünyaya kavuşacağız.

Minicik Bir Yaşam Alanı ama Kocaman Bir Mavi Dünya

Peki tüm bunlar bana ne hissettiriyor? Korkuyor muyum, heyecanlı mıyım, mutlu muyum? Evet, hem de çok. Çok korkuyorum, çok heyecanlıyım, hem de çok mutluyum. Tekneye yerleşmeyi, ilk yemeğimi pişirmeyi, havuzluğunda yapacağım ilk kahvaltımı, onunla ilk defa yelken açmayı, akşam olunca yıldızların altında ilk defa uyumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Çok farklı hisleri aynı anda barındırıyorum. Yeni bir hayata adım attığımı hissediyorum ve deniz insanı olma yolunda ilerliyorum. Sabahları masmavi deniz ile yemyeşil ormanın buluştuğu o minik, sessiz koyda kuş cıvıltılarını duyarak uyanmak, yüzümü yıkayıp makyaj yapmak yerine balıklama denize atlamak, üstüme geçireceğim eski bir bluz ve şort ile tüm günümü geçirmek, akşamları yıldızların altında uyumak, fazlasına ihtiyaç duymadan sadece bana yeten ile yaşamak istiyorum.

Zaten denizde yaşamanın da mantığı bu değil mi? Bir eve kıyasla minicik bir teknede yaşıyorsunuz. Kocaman gardırop koyabileceğiniz bir yatak odanız yok. Yemek odası, salon, mutfak aynı yerde; misafire ayrı yemek takımı bulunduracak bir büfeniz yok. Camla kapatıp depo yapacağınız bir balkonunuz yok.

Minicik bir yaşam alanı ama kocaman bir mavi dünya var önünüzde. Bu dünyaya neler sığdırabileceğiz? Bu dünya bize neler sunacak, bizi nerelere alıp götürecek acaba…

Bazılarımız diğerlerinden daha şanslı oluyor. Hayatın bizlere dayattığı o bitmek tükenmez koşturmacadan uzaklaşmak isteği onlara daha erken hissettiriyor kendini. Bazılarımız ise kendine daha farklı bir yol çizebileceğinin farkına varmadan, girdiği yolda ilerliyor. Ben kendimi ilk gruba dahil hissediyorum. Şanslıyım, çünkü ailem beni böyle yetiştirdi, çünkü ben bir doğa aşığıyım, şehir yaşamı beni mutlu etmiyor ve ben her fırsatta ondan kaçıp doğaya sığınıyorum.

Evet, benim adım Tuna. Yabancılar Tuna Fish der bana, ismimi komik ve enteresan bulurlar. Ailen sana neden bir balık ismi koymuş diye sorarlar. Ama bilmezler ki ben bir balığım ve denizlere aidim.

Yazılış Tarihi : 20/01/2016
Yelken Dünyası Dergisi, Mart 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Yeni yazılardan ve güncel gelişmelerden haberdar olmak için bizi Facebook Sayfamızdan takip edebilirsiniz.

Sailing Mia'yı Facebook'ta takip et

facebook.com/sailingmia

 

  • Teknelerde LPG Güvenliği Tekne sahibi olduktan sonra, elimizden geldiğince her konuda bilgi edinmeye ve kendimizi geliştirmeye başladık. Gerek yelken konusunda, gerek motor konusunda, gerekse de teknenin diğer teçhizatları konusunda hep bir şeyler öğrendik. Ancak teknemizin LPG güvenliği hep bir soru işaretiydi bizim için. Çünkü ne......

  • Merhaba dostlar, O kadar uzun zamandır beyaz bir sayfa açıp karşısına oturmadım ki… Uzak kaldım blog yazılarından ve sizlerden. O yüzden kısa bir bilgilendirme yapmak, biraz da iç dökmek istedim. 2022 sezonu güzel bir sezondu. Tekneyle ilk defa Kaş Kekova taraflarına gittik biliyorsunuz. Videoları bu......

  • 2022 sezonu biraz bakım onarım işleriyle başlamış olsa da, sonunda Haziran ayının sonunda iskeleden ayrılıp güneye doğru olan seyrimize başladık. Ve tekneyle Kaş’a gidiyoruz dedik. Ama ne kadar güneye sorusunun cevabı henüz yok çünkü şu an hala Kaş’tayız. İlerleyen günler bize ne getirecek henüz bilmiyoruz.......

  • Tekneye yıldırım düşmesi hikayelerini sağdan soldan duyar, hayretler içinde dinlerdim. Bir gün bizim de başımıza gelebileceği hiç aklıma gelmemişti. Ama geçtiğimiz sezon yani 2021 yılının Ekim ayındaki bir fırtınada bizim de başımıza geldi. Bu yazıyı hazırlamamın sebebi; hem yıldırım düşmesinden etkilenen teknemizde karşılaştığımız aksaklıkları anlatmak......

2 Comments
  • oguz ozalp
    Posted at 18:24h, 25 Aralık Yanıtla

    Hersey cok guzel .. sadeceyazi karakterleri cok acik renkli okurken gozum yoruldu .. Neden acaba … ?

    • Fırat Göker
      Posted at 18:38h, 25 Aralık Yanıtla

      Merhaba Oğuz Bey, öncelikle vakit ayırıp dönüş yaptığınız için çok teşekkür ederiz. Sitemiz çok yeni, sizlerden gelen geri dönüşleri ile, birlikte her geçen gün daha işlevsel hale getireceğimize inanıyoruz. Yazı karakterleri ve boyutları ile ilgili iyileştirme yapmak için çalışacağız. Sevgiler.

Post A Comment