Marmaris Orman Yangını

Marmaris Orman Yangını

 Hayatımın En Kötü Bir Haftası

Bayramda ailelerimizi görmeye İzmir’e gitmiş, sonraki hafta Perşembe yani 29 Temmuz günü annelerimizle birlikte tekneye dönmek için yola çıkmıştık. O gün haberlerde duymuştum Marmaris İçmeler’de orman yangını başladığını. Fakat o an hiçbirimiz durumun ciddiyetinin farkında değildik. Ta ki Marmaris’e yaklaşana dek. Oysa gökyüzünü kaplayan kara duman anlatıyordu, öyle kolay bitecek bir yangın olmadığın …

Annem teknede kalamadığı için, onu iskelenin hemen arkasında yer alan bungalovuna yerleştirdik. Kayınvalidem için ise sancak kamarayı hazırladık. Yol yorgunu olduğumuz için akşam yemeğini iskelenin restoranında yedik. Hava kararınca ortaya çıkan görüntü tüyler ürperticiydi. Marmaris sırtları alev alev yanıyordu…

Bir hafta boyunca her gece karşı dağların yanışını izleyip ağladım. Her gece, o gecenin yangının son gecesi olması için dua ettim.

Köyün muhtarı kimsenin uyumamasını ve yangına hazırlıklı olmasını anons etti. Alevlerin büyüklüğünü gören birçok tekne sahibi acele bir şekilde iskeleden ayrılıp güvenli koylara gittiler. Biz iskelede kalmaya devam ettik. Alevler ertesi gün de hızını kesmeden devam etti. Herkes havadan müdahale diye yalvarıyordu ama ne bir uçak ne bir helikopter vardı. Duruma havadan müdahale şarttı çünkü yangın dağların tepelerindeydi. Ve oralara itfaiye ekiplerinin ulaşması mümkün değildi.

Marmaris Orman Yangını – Yangını Söndürmeye Gönüllü Bir Denizci

Bir sonraki gün Fırat artık daha fazla dayanamadı ve yardım edebileceği bir şey var mı diye bakmaya gitti. Gidiş o gidiş, sonraki günler boyunca yangın tamamen kontrol altına alınana dek her gün gitti.  Kötü haberlerse gelmeye devam ediyordu. Bayır, Asparan, Hisarönü, Orhaniye, Turgut, Kumlubük, Amos yanıyor; alevlerin iyice yaklaştığı köyler bir bir tahliye oluyordu.

Fırat bir tasarımcı ve teknesinde yaşayan bir kaptan. Hiçbir şey bilmediği halde yangını söndürmek için canını dişine takarak elinden geleni yaptı. Onunla duyduğum gururun tarifi yok.

Tüm bu kötü gelişmeler olurken, halk arasında inanılmaz bir kenetlenme ve yardımlaşma gerçekleşiyordu. Gelebilen herkes yangın bölgelerine geliyordu.  Ormancılık ve itfaiyecilik hakkında hiçbir bilgisi olmayan birçok insan elinden gelen yardımı yapıyordu. Kimi yangından kurtulan hayvanları topluyor, iyileştirmek için kurulmuş sağlık çadırlarına götürüyordu. Kimi kazma ve kürekle yangın söndürmeye çalışıyor, kimi itfaiye hortumunu dağ tepe çıkarıp yanmış bölgelerde gerek söndürme gerek soğutma yapıyordu.

Eşim Fırat da bu gönüllülerden, bu isimsiz kahramanlardan sadece biriydi. İlk gün giydiği spor ayakkabının tabanları eriyince, buraya gelemeyen ama uzaktan malzeme gönderen yardımseverlerin gönderdiği yanmaz ayakkabılardan giydi. Eline yine onların gönderdiği yanmaz eldivenlerden taktı. Kafasına baret, yanına fener aldı. Dağda söndürme yapıp aşağı yola dinlenmeye indiğinde onların gönderdiği ayranlardan içip, onların yaptığı pidelerden yedi. İşte böyle bir kenetlenmeden bahsediyorum. Herkes genç yaşlı, kadın erkek demeden bir şeyler yapıyordu.

Bu karede gördüğünüz kimsenin önceden yangın söndürmekle ilgili bir tecrübesi yok. Hepsi gönüllü. Hepsiyle gurur duyuyorum…

Marmaris Orman Yangını – Turgut’ta Tahliyeye Hazırlık

Sonra yangın Delikyol’a sıçradı. O gün müydü yoksa önceki gün mü emin değilim, iki helikopter geldi. Sonraki günler yangın tamamen kontrol altına alınana dek, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte çalışmaya başlayan bu helikopterler akşam olup hava kararana dek denizden su taşıdılar. Delikyol’a sıçrayan alevler Turgut köyünü de tehdit etmeye başladı. Jandarma tahliyeye hazırlıklı olmamızı söyledi. Ben o esnada teknede yalnızdım. Hissettiğim korku ve çaresizliği nasıl tarif edeceğimi gerçekten bilemiyorum…

5 Ağustos sabahı uyandığımda o sabahın; helikopter sesiyle birlikte nefes alamayacak kadar kötü bir havaya uyandığımız, üzerimize yağan kül ve yanmış çam iğnelerine tanık olduğumuz, gökyüzünde yükselen yangın dumanlarından güneşi ve göğün mavisini göremediğimiz son sabah olması için bütün kalbimle dua ettim. Çünkü o gün hava çok sakin idi. O gün yangını söndürmek için belki de son şansımızdı ve ertesi gün kuzeyli sert bir hava geliyordu. O gün tüm ekipler; farklı şehirlerden gelen tüm itfaiye birimleri, tüm gönüllüler, tüm helikopterler canla başla çalıştılar. Ve o gün gerçekten Marmaris bölgesindeki yangının son günü oldu. Turgut Köyündeki kutlamayı, diğer şehirlerden gelen itfaiyelerin uğurlanışını, gözlerden akan mutluluk gözyaşlarını hayatım boyunca unutamayacağım.

Bir hafta boyunca her sabah bu manzaraya uyandık. Yangının isi koya çöktüğü için nefes almak çok güçtü.

Bu bir haftada yanan ormanlara mı, alevler sıçramasın diye feda edilen ağaçlara mı, ormanda yaşayan hayvanlara mı, tahliye edilen köylere mi, o köylülerin bırakmak istemediği ineklerine mi… Hangi birine üzüleceğimizi şaşırdık. Belli bir noktadan sonra gidene üzülmeyi bırakmaya çalışıp, kalana sevinmeye başladık. Şu an öyle bir noktadayım ki, gördüğüm her bir çam ağacına, ağacın her bir iğnesine ve o ağacın yuva olduğu her bir cır cır böceğine şükrediyorum…

Teşekkürler, İyi ki Varsınız…

Ben buradan bu felakette görev alan herkese; tüm gönüllülere, tüm itfaiye ve orman ekiplerine, buralara kendi gelemese de malzeme gönderen tüm vatandaşlara, yangından zarar gören hayvanları kurtarmaya çalışan tüm hayvan severlere tek tek teşekkür etmek istiyorum. İyi ki bu vatan sizin gibi evlatlara sahip. Sizler iyi ki varsınız. Ve bizler iyi ki böyle kötü günlerde birbirimize sımsıkı sarılıp, birlik olmayı biliyoruz…

Bir daha böyle bir felaket yaşamamak dileğiyle, bir süre için Motorboat & Yachting dergisindeki yazılarıma ara veriyorum. Bana ”Mia’nın Mavi Dünyası” ismini verdiğimiz köşeyi ayıran sevgili Motorboat & Yachting dergisine de çok teşekkür ederim. Daha güzel günlerde görüşmek üzere.

Sevgilerimle…

 

Yazılış Tarihi :10.08.2021

MotorBoat & Yachting Dergisi, Eylül 2021 sayısında yayınlanmıştır.

 

“Teknede Misafir” bölümümüzün başında, Marmaris yangınlarında yaşadıklarımızdan kesitleri izleyebilirsiniz.

 

Yeni yazılardan ve güncel gelişmelerden haberdar olmak için bizi Facebook Sayfamızdan takip edebilirsiniz.

Sailing Mia'yı Facebook'ta takip et

facebook.com/sailingmia

 

  • 2022 sezonu biraz bakım onarım işleriyle başlamış olsa da, sonunda Haziran ayının sonunda iskeleden ayrılıp güneye doğru olan seyrimize başladık. Ve tekneyle Kaş’a gidiyoruz dedik. Ama ne kadar güneye sorusunun cevabı henüz yok çünkü şu an hala Kaş’tayız. İlerleyen günler bize ne getirecek henüz bilmiyoruz.......

  • Tekneye yıldırım düşmesi hikayelerini sağdan soldan duyar, hayretler içinde dinlerdim. Bir gün bizim de başımıza gelebileceği hiç aklıma gelmemişti. Ama geçtiğimiz sezon yani 2021 yılının Ekim ayındaki bir fırtınada bizim de başımıza geldi. Bu yazıyı hazırlamamın sebebi; hem yıldırım düşmesinden etkilenen teknemizde karşılaştığımız aksaklıkları anlatmak......

  • Herkese merhabalar ve mutlu seneler. Uzun zamandır tembellik yapıp yeni bir yazı yazmıyordum. Yeni yıl, yeni hedefler, yeni umutlar derken, oturdum bilgisayarın başına ve beyaz bir sayfa açtım sonunda. Geçtiğimiz sezon karşılaştığımız problemlerden birinden; teknede akü kaynaması durumundan bahsedeceğim sizlere. Umarım faydalı bir yazı olur......

  • Fırat’la ara ara kitesurf öğrenmek için meraklanıp, daha sonra her seferinde bu merakı başka bir bahara erteliyorduk. Bir de doğruyu söylemek gerekirse, benim merakım çok uzun sürmüyordu çünkü kitesurf beni biraz korkutuyordu. Pek bana göre bir spor olmadığını düşünüp; ne gerek var, ben yoga yapmaya......

 

 

No Comments

Post A Comment